Yolumuz Devrim Yolu
Forumumuzdan daha iyi faydalanmak için ve bizlere destek olmak için lütfen üye olunuz..



 
AnasayfaPortalSSSKayıt OlGiriş yapZiyaretçi Defteri

Paylaş | 
 

 Gazi ve Ümraniye Katliamı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
FiraT_58
Admin
Admin
avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 372
Yaş : 25
Nerden : İZMİR
Kayıt tarihi : 06/12/08


Başarı Puanı Başarı Puanı:
100/47  (100/47)

MesajKonu: Gazi ve Ümraniye Katliamı   Perş. Mart 12, 2009 3:52 pm

Katilleri hala ortada dolaşan bir katliamın öyküsü bu...
1995’in 12 Mart’ında saat 21.00 sıralarında Gazi’nin yoksul sokaklarında bir ticari taksi ilerliyor. Taksideki katiller, bagajda taksi şöförü Mesut Efe’nin soğumaya başlayan cesedini taşıyorlar. Halkın kanını akıtarak başladılar bu yolculuğa, halkın kanını akıtarak bitirecekler.
Taksi İsmet Paşa Caddesi’ne geldiğinde kahvehanelerin önünden geçerken pencerelerinden namlular uzanıyor... Katiller, Gazi’yi terkederken, arkalarında, Doğu Kıraathanesi’nin bir sandalyesinde oturur gibi duran Halil Dede’nin cesedini bırakıyorlar. Halkın kanı akıyor Gazi’ye...

“Biz uyandıkça Savaştıkça biz Tutuşuyor etekleri. Süt liman olsun istiyorlar her yan. Ve yine kan. Kan denizinde koydular bizi! Ve yine bizim kılıcımızdır şimdi Gökyüzünü bir boydan bir boya yırtan...” Saat 22.00... Polis yok ortada! Normal zamanda en küçük bir olayda bile mahalleye dolaşan polis yok ortalıkta. Katillerin bindiği taksinin, bir polis minübüsünün önünden semti terkettiğini görenler var... Gazi halkı yollarda. Herkes birşeyler söylüyor: “Faşistler saldırdı”, “kontrgerilla”, “polis korumuş”, “devlet yaptı!” Gazi katilleri iyi tanıyor. Katilin adını koyuyor. Saat 22.30... Saldıran devletti, Ölen Gazi halkı. Gazililer devrimcilerin öncülüğünde yürüyüşe geçiyor. Devrimcilerin müdahalesiyle kitle kortej oluşturuyor. şimdi öfke daha disiplinli, daha görkemli. Ve bir ses duyuluyor: Bunca zulmün, ölümün sorumlusu olan devlete ait değil mi o karakol? Gazi halkından simitçi Bayram Duran o karakolda işkencede öldürülmedi mi? Öyleyse şimdi hesap sorma vakti. “Faşizmi döktüğü kanda boğacağız” diyor sloganlar. “Halkız Haklıyız Kazanacağız” diyor. Omuz omuza yürüyorlar zulmün karakolunun üstüne. Gün 13 Mart’a döndü. Saatler 24.00’ü geçiyor. Barikatlar kuruluyor. Halk, katilleri yakalamak için olay yerine gelmeyen polisin birazdan geleceğini, kendilerine saldıracağını biliyor... Bu arada faşistlere ait dükkanlar, arabalar yerle bir oluyor. Öfke bilinçli ve usta. Yağma yok. Faşizmin talancılığı yok bu ellerde. Bu eller emeğin elleri. Polis geliyor... Maraş’ta,. Sıvas’ta olduğu gibi, halk katledilirken ortada görünmeyenler, halk tepkisini gösterdiğinde müdahale etmekte gecikmiyor! Bu sırada halkın bir kısmı da Cemevi’nin önünde toplanıyor. Çatışma sürüyor. Polis su sıkan panzerin ardında halka yanaştıkça saldırıp yakaladıklarına işkence etmeye başlıyor. Gözaltılar var. Kalleş namlular ateş ede ede panzerin ardı sıra ilerliyor. Gazi sokaklarında barikatlar çoğalıyor. Halk kendisini savunuyor. Düşman bulduğu her boşluktan saldırmaya çalışıyor ve her saldırdığı yerde kan döküyor. Vakit gecenin 02.00’si... Halk Cemevi’ne doğru çekiliyor. Binlerce Gazi’li ne bulursa barikatlara taşıyor. Her barikatta sloganlar patlıyor, “Katil Devlet”, “Katil Polis”, “Gazi Faşizme Mezar Olacak!”, “Kontrgerilla Defol!” Sloganlar devam ediyor: “Bağcılar’ın Sorumlusu!”, “Katil!”. Bu son sloganlar, o saatte oraya gelmeye cüret eden katil polis şefi Hüseyin Kocadağ’a yönelik. İki yıl sonra Susurluk’taki mersedesten pis cesedi çıkacak olan bu halk düşmanı, dernek yöneticisi alevi bezirganları tarafından “ağırlanıyor”. Ta ki Cepheliler tarafından kovulana kadar. Gazi’nin sokakları savaş meydanı görüntüsünde. Bir tarafta birikmiş polis sürüsü, diğer tarafta barikatların ardındaki halk... Yanmış arabalar, parçalanmış dükkanlar... Ve “Gazi halkı yalnız değildir” sloganlarıyla Armutlu’dan, Okmeydanı’ndan, Nurtepe’den, Alibeyköy’den halk Gazi’ye akıyor. Saat 04.30... Bir yandan polis, yirmiye yakın zırhlı araçla birlikte halka karşı saldırıya geçerken, bir yandan Gaziosmanpaşa Kaymakamlığında, SHP’li milletvekili Mehmet Sevingen, alevi dernekleri yöneticileri, halk düşmanı katiller Vali Kozakçıoğlu ve Emniyet Müdürü Menzir toplantıda. Bezirganlar Gazi halkını satmaya çalışırken yaklaşan panzere karşı ilk taşı atıyor cepheliler. Hemen ardından halk öfke kusuyor panzere ve bezirganların uzlaşma düşlerine. Halk çatışıyor. Ve aynı dakikalarda yüzlerce katil namlu ateşe başlıyor. İlk ateşle birlikte derneğin önünde bir beden yere yığılıyor. Gazi ayaklanmasının ilk şehidi. Cephe taraftarı Mehmet Gündüz alnından vuruluyor. Öfke katilleri püskürtüyor. Kaçıyorlar. Mehmet’i şehit verdiler ama öfkeleri bilendi. Çağrılar yapılıyor: “Gelin! Evlatlarınız ölüyor. Onurluca birkaç yıl daha yaşamaktansa, onurluca birkaç saat yaşayalım!” Ve geliyor Gazi... 13 Mart sabahı... Halkın uykusuz geçirdiği gecenin ardından, günün ilk ışıklarıyla birlikte yaklaşık üç bin kişilik bir kitle karakola giden caddede yürüyüşe geçiyor. Bin kişi kadar da Cemevi’nin önünde. Kaskları, kalkanları koruyamıyor katilleri. Karakolun hemen önünde caddede yürüyen binlerle kuşatılıyor zulüm ini. Yer gök taşa kesmiş sanki. Taşı, sopayı silah ederek yürüyen halkın önünde birbirlerini çiğneyerek kaçışıyor katiller. “Kaç, kaç” diye bağırıyorlar birbirlerine. Halka silah sıkarken “kahraman” kesilen ahlaksız takımı, halkın karşısında böyle zavallılaşıyor. Katiller sürüsü pis canlarını koruyacak ilk köşeyi dönünce halka kurşun yağdırmaya başlıyorlar. Caddedeki ana korteje otomatik tüfeklerle ateş açılıyor. “Ölmek var dönmek yok” diye haykırıyor halk. Yaylım ateş altında ilerliyorlar. Ateş altında bir ayaklanma yürüyüşü bu. Onyılların hesabı soruluyor. SEZGİN. 17 yaşında bir devrimci. En önde çarpışırken düşüyor. Avucunda sımsıkı tuttuğu bir taş var. Bu taşı sımsıkı tutan eller, hastanede ölümle dövüşürken çarşafa kanıyla umudun ismini yazacak. Ve bir can daha veriyoruz. Fadime BİNGÖL. 40 yaşındaki emekçi elleriyle taş savuranların arasındaydı o da. şehitler veriliyor ardarda. Halk karakolun birkaç metre ötesinde su sıkan panzere, otomatik silahlara karşı çatışıyor. Askerler geliyor bu kez. Zırhlı Tugay’ın halka düşmanlaştırılmış askerleri halkın öfkesini dizginleyemiyor. “Sivas’ta neredeydiniz!” diye hesap soruyor halk. Asker gözetiminde katliam sürüyor... Sözde polisle halk arasına barikat olmuş görünen asker, biraz sonra yana çekilip teslim olmayı reddeden halkın üzerine ateş açması için katillerin yolunu açıyor. Bir grup akşam verilen şehitler Halil Kaya ve Mehmet Gündüz’ün cenazesini toprağa vermeye gittiği için sayının azlığını fırsat bulan katiller birkez daha saldırıyor. Üç panzer ezmek üzere kalabalığın üzerine atılıyor. Aynı anda da taşlar ve sopalarla karşılanıyor ve birkez daha tetiklere asılıyor katiller. “Bir silahımız olsa!” diyor bir Gazi’li. Bu arada katillerin ateşi devam ediyor. Sokak aralarında, yol ortasında insanlar kurşunlanıyor. Kafaları kaldırımlara çarpılarak işkence ediliyor. Bir şehit daha. Hasan Gürgen bir pazar tahtasının üzerinde taşınıyor... Bir direniş gecesi daha başlıyor barikatlar ardında. Gün ortasında devletin ilan ettiği “sokağa çıkma yasağı”na uyan yok. Gazi halkı sokakta, direniyor... 14 Mart salı günü... Yetkililerin TV’lerden “Cemevi’nin orda 200 kişi var. Halk evinde” şeklinde yaptıkları yalan açıklamalar, yeni bir saldırıya geçileceğini gösteriyor. Bir Halk Komitesi oluşturuluyor, komite halkla toplanıp talepleri belirliyor ve ilan ediyor. “1- Asker ve polis çekilecek, sokağa çıkma yasağı kaldırılacak. 2-Gözaltındakiler serbest bırakılacak. 3-Cenazeler Gaze Mezarlığına defnedilmek üzere halka teslim edilecek. 4-Dışarıdan gelen halk engellenmeyecek.” 20’den fazla barikat var Gazi’de. Güvenlikten erzak dağıtımına kadar herşey örgütlü, organize ediliyor, halk hala sokakta. Bu arada alevi bezirganları halkı dağıtmaya çalışıyor, öfkeyi törpülemek istiyorlar ama boşuna. Halk taleplerinde ısrarlı. “Cenazelerimiz yolda!” Gazi şehitlerini layıkıyla verecek toprağa. Gazi sokaklarında açılan pankartlardan birinde şunlar okunuyor: “Saldıran Devlet, Direnen Gazi Halkıdır...” Daha sonra açığa çıkacak her şey bunu kanıtlayacak. 14 Mart günü altı şehit verildi toprağa. Sonra yeni şehit haberleri gelecek. Ali Yıldırım, Dilek Sevinç, Zeynep Poyraz, Reis Kopal, Mümtaz Kaya, Fevzi Tunç, Dinçer Yılmaz eklenecek Halil Dede’ye. Gazi’de ilk saldırıda yalnızca bir kişi ölmüştü, “devletin müdahalesi”nden sonra, polis ve asker tarafından 10 kişi katledildi, yüzlercesi yaralandı. Satılmış Kalemler Katliamı Teşvik Ettiler Kontrgerilla gazeteleri katliamın ertesi günü aynı başlıkla yayınlandı. Sabah, Milliyet ve Hürriyet, sekiz sütünluk manşetlerinde “Bu Hain Tuzağa Düşmeyeceğiz” yazıyordu. Kontrgerillanın kahvehanelere saldırısını, daha sonra kitleyi katledişini görmezden gelip, halkın katliama karşı ayaklanışına “Hain Tuzak” diyerek kara çalmaya çalışıyorlardı. Halk ölmeliydi ve susmalıydı. Eğer susmazsa “Hain Tuzağa” düşmüş olurdu. Bunun için de aşağılık demagojilerle katıldılar katliama. Kendi muhabirlerine bile işkence yapılıyordu ama tek satır yazmıyorlardı. Gazi halkı katliamda ilk dakikalardan itibaren cellatların adını koymuştu. “Devlet!” Burjuva bakın herkesin çok iyi bildiği bu gerçeği karartmak için olmadık yalanlar savurdu: “Karanlık Güçler”, “Yunan Parmağı”, Provakasyon” Halkı “ler”, devrimcileri “tahrikçiler” diye gösteriyorlardı. Katliamı destekliyorlardı. Gazi Davası Aylar sonra? Göstermelik bir dava açıldı. Bu dava tarihe, bir hukuksuzluk örneği olarak geçti. Eyüp Cumhuriyet Savcısı M. Ali Ural Büyükdinçer hazırladığı iddianamede, olayların sorumlusu olarak halkı gösterecek kadar utanmazdı. Açılan davada yargılanan polislerden bazıları Susurluk’tan sonra da bol bol isimleri geçen polislerdendir. Süleyman Memişçi, Ali Doğan, Adem Albayrak, Metin Gündoğan, Hamdi Özata, Hasan Yavuz, Yakup Murat, Uğur Duran, İbrahim Serdar, Orhan Durmuş, Mehmet Türk, Keleş, Selçuk Bİçer, Ali Ulukaş, Yetkin Korkut ve Ahmet Türken... hakkında dava açılanlardır. Orada oldukları herkes tarafından bilinen Ayhan Çarkın gibi ölüm mangalarına üye polisler hakkında dava bile açılmadı. Dava “güvenlik” gerekçesiyle Trabzon’a sürüldü. Katledilenlerin yakınları, Gazililer, davayı izlememeleri için defalarca gözaltılarla, baskı ve terörle, yolları kesilerek, tehdit edilerek engellenmeye çalışıldı. Zaten göstermelik olarak tutuklanan polisler teker teker tahliye edildiler. Adli Tıpta deliller kaybedildi. Teşhir olduğu için Adem Albayrak adlı katil, tek tutuklu sanık olarak kaldı. Ve dava iki polise işledikleri suçun asla karşılığı olmayan cezalarla bitirildi. Katiller cezasız kaldı. Katliam ÜMRANİYE’de Sürüyor 1 Mayıs Mahallesi’nde, 13 Mart akşamı devrimci halk güçleri öncülüğündeki halk katliama karşı harekete geçti. O gece kepenk kapatma eylemi organize edildi ve eylem ertesi gün gerçekleştirildi. Polisin terörüne rağmen hiçbir esnaf kepenk açmadı. Gazi’de düşenler Ümraniyelilerin kardeşleriydi. 14 Mart günü öğlene doğru halkın öfkesi Ümraniye’de beş bin kişiyle yürüyüşe dönüştü. 15 Mart günü ise “Gazi halkı yalnız değildir!” sloganlarıyla toplanan 10 bin kişilik kitle, yürüyüşe geçti. E-5 karayolunu polis kesmişti. Polis engeline taşlar, sopalar yağdırılarak yürüyüşe devam edildi. Okul binasında pusuya yatmış faşistler, kitle oradan geçerken Gazi’deki gibi halka kurşun yağdırmaya başladılar. 52 yaşındaki sekiz çocuk annesi İsmihan YÜKSEL, kuruluşundan beridir 1 Mayıs Mahallesine emek vermiş 40 yaşındaki İsmail BALTACI; Hakan ÇUBUK, Genco DEMİR, Hasan PUYAN, birbiri ardına kurşunlara hedef olup toprağa düştüler. Oligarşi Gazi’de Ne Yapmak İstedi? Gazi’de oligarşinin amacı, bir provokasyonla kitleleri harekete geçirip, bu hareketi de katliamla ezerek halkın sinmesini sağlamaktı. Fakat Gazi halkının ayaklanması devletin bu oyununu bozdu. Ayaklanma, devletin beklediğinin çok üzerinde bir tepkiydi. Halkın öfkesi, kitleselliği, radikalliği karşısında şaşkınlığa uğradı, panikledi devlet. Gazi’de halk sinmedi. Diğer semtlerden gelen binlerce insan birleşip ayaklanmayı büyüttü, birlik ve dayanışmanın gücünü yarattı. Ayaklanma, diğer semtlere, şehirlere yayıldı. Ayaklanma devletin kitle pasifikasyonu yaratma hedefini tuzla buz etmiş, halk katliamın sorumlusu olarak devleti hedef almıştır.

Ayaklanma oligarşinin böl-yönet taktigini de boşa çıkarmıştır. Devlet katliam yaparken halkı alevi-sünni ayrımıyla bölebileceğini düşünüyordu. Ama oyun bozuldu. Alevisi sünnisiyle her yaştan insanın omuz omuza devleti hedeflemesi bu hesabı bozdu.

____________________________
Ya Onurlu Bir Barış Yada Görkemli Bir Direniş !
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://forumydy.yetkinforum.com
 
Gazi ve Ümraniye Katliamı
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Yolumuz Devrim Yolu :: Devrim Ve Sosyalizm :: Türkiye Devrim Tarihi-
Buraya geçin: