Yolumuz Devrim Yolu
Forumumuzdan daha iyi faydalanmak için ve bizlere destek olmak için lütfen üye olunuz..



 
AnasayfaPortalSSSKayıt OlGiriş yapZiyaretçi Defteri

Paylaş | 
 

 Bulgaristanda Kapitalizme Yeniden Gecis

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
FiraT_58
Admin
Admin
avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 372
Yaş : 25
Nerden : İZMİR
Kayıt tarihi : 06/12/08


Başarı Puanı Başarı Puanı:
100/47  (100/47)

MesajKonu: Bulgaristanda Kapitalizme Yeniden Gecis   Salı Mart 17, 2009 10:24 pm

Bulgaristan’da Kapitalizme Yeniden Geçiş


Bulgaristan Komünist Partisi
Ludmil Kostadinov

20. YÜZYILDA partimiz uzun süre hem sosyalizm hem de kapitalizm koşullarına tanık oldu. Bu nedenle her iki toplumsal sistemi birbiri ile karşılaştıracak kadar deneyim edinmiş durumdayız.

Sosyalizmin ülkeyi ekonomik olarak geriye götürdüğü argümanı 1980′lerin sonunda kapitalizme yeniden geçmek için ileri sürülen temel argümandı. O zamanlar Bulgar halkına, kapitalizmin ya da -o zamanlar kullanılan deyimle- “serbest piyasa ekonomisinin”, geri kalmışlığın hızla önüne geçme, zengin batı ülkelerine hızla yetişme ve onları geçme olanağı vereceği söyleniyordu. Bunu yapmaktan bizi alıkoyan tek şey sosyalizmdi. Geçmişte, 1930′larda kapitalist Bulgaristan’ın başarılı gelişme kaydettiğini ve Avrupa’nın başlıca ülkelerinden biri olduğunu da söyleyip yazdılar. Bulgaristan’ın 50 yıl önce girdiği gelişme yolunu engellemek kolay değildi. O dönemleri yaşayan insanların çok azı hala hayattaydı ve onların da pek çoğu kapitalizme yeniden geçmeye karşı oy kullandılar; ama, diğerlerinin, yalnızca sosyalizm dönemini yaşamış insanların, bu propagandaların onları aldattığından, sosyalist devrim öncesinde Bulgaristan’ın Avrupa’da yoksulluk ve geri kalmışlığıyla tanındığından ve nüfusun % 80′nin ilkel tarım yaptığından emin olması için kütüphanelere gitmesi, bilgilendirilmesi, karşılaştırma yapması, vb. gerekiyordu. Georgi Dimitrov‘un haklı olarak işaret ettiği gibi, bizler gelişmiş ülkelerin 50-100 yıl gerisindeydik. 1939′da, ki savaştan önceki en iyi yıldı bu, kapitalist Bulgaristan’ın GSMH’sından kişi başına düşen gelir, gelişmiş kapitalist ülkelerinkine oranla beş-altı kat daha düşüktü. Kapitalizm 1944 yılında yıkıldı ve sosyalizmin inşasına başlandı. 1944 yılından sonraki 16 yıl boyunca ekonomide kalkınma olağanüstü bir hızla gerçekleşti. Ulusal ekonomi 1948′de bütünüyle eski düzeyine ulaşmış ve iki beş yıllık planın hemen ardından 1960′ta GSMH üç kat büyümüş ve ortalama yaşam süresi kapitalist Bulgaristan’ın en iyi yılı olan 1939′a göre 16 yıl uzamıştı. 1980′lerde GSMH’dan kişi başına düşen gelir gelişmiş kapitalist ülkelerinkinin sadece 1.5-2 kat altındaydı.

1989′ların sonlarında sosyalizm yıkıldı ve ülkede kapitalizme yeniden geçildi. Sistemdeki bu yeni değişimden 16 yıl sonra, bugün, dengeler ne durumdadır? Kapitalizmle ne gibi başarılar elde ettik ve büyük kapitalist ülkeleri göz önüne aldığımızda geri kalmışlığımızı ne ölçüde yok ettik? Resmi istatistiklere bakılacak olursa, gayri safi milli hasıla (GSMH), ancak 2004 yılında sosyalizmin yıkılmasından önceki 1989 yılının oranlarına erişmiştir.

Tüm bu yıllar boyunca dünya değişti; açıktır ki, geri kalmışlığımız yok olacağı yerde arttı. Sosyalizm döneminde, gelişmiş ülkelerle aramızdaki fark 1.5-2 kata kadar düşmüştü. Şimdi ise bu fark üç-dört kata kadar çıkmıştır. Sadece bununla da kalmıyor. Yine aynı resmi istatistiklerden öğrendiğimiz kadarıyla, GSMH’nın mutlak değeri 2004 yılının cari fiyatlarında 38 milyar levaya ulaşmış; tüm mal ve hizmet fiyatları 1989-2004 yılları arasında iki katına çıkmıştır. 1989′da ise cari fiyatlardaki GSMH 40 milyar leva idi; fiili satın alma gücüne bakıldığında kapitalizmin ülkeye girişinden 16 yıl sonra bugün, Bulgaristan’ın GSMH’sı, sosyalizmin son yıllarındaki GSMH’nın % 50’sini bile aşmamıştır. Bu, sosyalizmin yerine kapitalizmin geçirilmesinin ekonomik sonucudur.

Aradaki fark oldukça anlamlı. Sosyalizmin zaferinden 16 yıl sonra GSMH üç katına çıktı; yeniden kapitalizme geçildikten 16 yıl sonra ise, GSMH iki kat azaldı.

BU 16 YIL BOYUNCA gerçekte yeni olan hiçbir şey inşa edilmedi; kapitalizm koşullarında ülkemizin er ya da geç 1944 öncesi konumuna döneceğine, beş-altı kat gerileyeceğimize yani gelişmiş ülkelerin 50-100 yıl gerisine düşeceğimize kuşku yok. 20. yüzyılın ilk yarısında ve günümüzde, 20. yüzyılın sonu ile 21. yüzyılın başında Bulgaristan’da kapitalizm her şeyden öte yoksulluk ve azgelişmişlik, üretici güçlerin tahribi ve gerçek bir ekonomik felaket anlamına gelmektedir.

Ulusal gelir ne kadar küçülür ve önemsiz bir azınlığın kazancı ne kadar artarsa nüfusun büyük çoğunluğu o kadar kaybeder, işçiler işsizliğe, yoksulluğa ve umutsuz yarınlara o kadar maruz kalır. 1989 yılında Bulgaristan’da işsizlik yoktu; ama bugün, işsizlik oranı % 15′i buldu; nüfusun çalışmaya elverişli en az % 15′i tüm dünyada iş aramak uğruna ülkeyi terk etti. Kamu sağlığı, bilim, kültür, eğitim ve sosyal güvenlik (emeklilik ve devlet desteği) acımasızca bir yana atıldı.

BM her yıl tüm dünya ülkelerinin ekonomik gelişme endeksini yayınlıyor. Bu endekste satın alma gücüne göre GSMH’dan kişi başına düşen gelir, ortalama yaşam süresi, çocuk ölümleri, vb. hakkında istatistikler yer alıyor. Bu endeks, her bir ülkedeki gelişme düzeyinin tipik bir göstergesi sayılıyor. BM’nin sosyalist ülkelere ait rakamları büyüteceğini düşünmek mantıklı değil. 1970 ve 1980′li yıllarda sosyalizm döneminde Bulgaristan’ın gelişme endeksindeki sıralaması 30′du. Kapitalizmden sonra, 55. ve 60. sıraya düştü. Hala sosyalist olan Küba ekonomik ambargoya rağmen Bulgaristan’ın önünde yer alıyor.

20. yüzyıldaki deneyimlerimiz, eksiklikleri olan sosyalist sistemimizin, tüm hatalı yanlarına rağmen ekonomi, teknolojik ilerleme, bilim, kültür, eğitim ve halkımızın çalışma ve yaşam koşullarının düzelmesi bakımından kapitalizmle karşılaştırılamayacak kadar iyi olduğunu öğretti.

BUGÜN AB’ye katılma düşleri kuruluyor. Bir çok sosyalist ülkenin üyesi olduğu Karşılıklı Ekonomik Yardımlaşma Konseyi ‘nin (Comecon) üyesi olma deneyimine sahibiz. Sosyalist ülkelerin ekonomik işbirliği ve yardımlaşma deneyimi, işbirliğinin, samimi bir yardımlaşmaya ve ortak bir ekonomik büyümeye dayalı olduğunu gösterdi. Comecon’un Bulgaristan için anlamı gayet anlamlı bir yardım ve mallarımız için neredeyse sınırsız bir piyasa demekti. Üretimi sınırlayacak kotalar yoktu. Genel eğilim olabildiğince üretim yapma yönündeydi. Bu işbirliği sayesinde sosyalist ülkelerin bütün halkları kazanıyordu.

AB’nin genişlemesi hakkında her şeyden önce belirtmek isterim ki partimiz, Bulgaristan’ın bu topluluğa girmesine karşıdır. Tıpkı tüm Avrupa ülkelerinin halkları gibi bizim halkımız da hiçbir şey elde etmeyecek, tersine, AB üyesi olmakla yalnızca kaybeden olacaktır. Bulgaristan’ın AB’ye katılması için yerine getirmesi gereken şartlar, SSCB ve Comecon’un ayakta olduğu dönemde AB’ye katılan ülkelerin yerine getirmesi gereken şartlarla karşılaştırılamayacak kadar kötü. Ülkemizin AB’de aldığı kaynakların büyük bir bölümü Avrupa firmalarına geri dönüyor. Yerli sermaye de payına düşeni alıyor. Geri kalanı ise AB’nin ihtiyaçlarını karşılamak üzere yaratılan yeni bürokratik yapıya, AB politikalarının propagandasına, vb. gidiyor. En tutarlı ölçümlere göre ülkemiz daha şimdiden katılım fonlarından elde ettiği kazançtan iki kat fazla ekonomik kayba uğramıştır. AB’ye katılmamızla beraber kaybettiklerimizin oranı kazandıklarımızın oranından daha hızlı artacak. Avrupa fonlarından gelen kaynaklar uğruna Bulgar halkı daha şimdiden işsiz ve yükselen fiyatlar nedeniyle daha fazla ödüyor. Tabii, tüm Avrupalı halklar AB’nin genişlemesi nedeniyle her şeye daha fazla ödemek durumunda kalıyor. Genişleme politikası, ucuz işgücü ve yeni piyasalar elde eden Avrupa sermayesinin çıkarlarına yarıyor.

Sosyalist devrimden önce Bulgaristan tarihi savaşlar ve ulusal felaketlerden ibaretti. Bulgaristan, Almanya’nın uydusu olarak I. Dünya Savaşı’na katıldı ve bir çok yenilgi aldı. II. Dünya Savaşı’nda Bulgar burjuvazisi ülkeyi faşist Almanya’nın uydusu haline getirdi. Cani Hitler’in dünya egemenliğini elde etme mücadelesinde onunla kurulan siyasi ittifak nedeniyle ülkemiz uluslararası toplumdan büsbütün soyutlandı ve yeni bir ulusal felakete sürüklendi. 9 Eylül 1944′teki halk devrimi, felaketleri son anda önledi.

Sosyalizm dönemi, 45 yıl boyunca barış içinde kalkınmayı sağladı; bu, 20. yüzyıl tarihimizdeki barış içinde geçen en uzun dönemdir. Halk cumhuriyetimiz bu dönemde Varşova Paktı’na katıldı. Sosyalist ülkelerin bu askeri bloğu varken Yugoslavya’nın bombalanması ya da Irak’ın işgal edilmesi mümkün değildi.

SOSYALİZM YIKILDIKTAN SONRA yeni Bulgar burjuvazisi ülkeyi, bu kez de ABD’nin uydusu yapmak ve emperyalizmin saldırgan askeri bloğu NATO’nun üyesi yapmak için elini çabuk tuttu. Bir kez daha Bulgaristan’ın kaderi, dünyaya egemen olmak için azgın savaşlar başlatan en saldırgan emperyalist gücün insafına terk edildi. Yugoslavya’nın bombalanması sırasında Bulgar hükümeti ülkenin hava sahasını saldırganlara açtı; ama çatışma biter bitmez aynı hava sahasından barış yanlısı Rus güçlerin geçmesine izin vermedi. Bugün Bulgaristan Afganistan ve Irak işgallerine etkin biçimde katılmıştır. Irak’ta bir Bulgar taburu Irak halkının özgürlük mücadelesini bastırmakla uğraşıyor. Daha şimdiden 13 Bulgar askeri Irak’ta yaşamını yitirdi ve orada bulunan tabur için yapılan harcamalar bir milyar levayı geçti. Ülkemizde Amerikan üslerinin kurulması için yapılan müzakereler gerçekleşti; NATO’nun Doğu’ya doğru yayılması, Amerikan üslerinin Rus sınırının yakınına inşa edilmesi, ABD, AB ve NATO’nun Ukrayna, Beyaz Rusya ve diğer eski Sovyet cumhuriyetlerinin iç işlerine müdahalesi, Rusya’daki ayrılıkçılığa açık destek, tüm bunlar Avrupa’da bir savaşa yol açabilecek tehlikeli bir oyundur.

ABD ile ittifak ve NATO’ya katılma halkımıza çok daha pahalıya mal olacak ve belki de bir örneği daha olmayan bir diğer ulusal felaketi beraberinde getirecek.

Tüm bu gerçekler sosyalizmin barış, kapitalizmin savaş olduğunu kanıtlar.

Bulgaristan’da sosyalizmin kapitalizm ile karşılaştırılmasından sosyalizmin tartışmasız üstün olduğu sonucu çıkar. Sosyalizmin ülkemizde yenilgi aldığını söyleyenler çıkabilir; ben yenilgi aldığını düşünmüyorum. Bir öğrenci matematik problemini çözemediğinde matematik yenilgiye uğradı diyemeyiz. Ülkemizde de sosyalizm yenilgiye uğramadı ama kapitalizme yeniden geçmeye izin verdiği için partimiz ve halkımız yenildi.

Sosyalist sistemimizin pek çok kusurlu yanları vardı. Ne olursa olsun, bu, sömürüsüz yeni bir toplum yaratma yolundaki ilk girişimdi. Pek çok hata yaptık. Ama öyle zannediyorum ki en ilkesel ve hayati hatamız, partimizin ve halkımızın kapitalizme yeniden geçmeye izin vermesi oldu. Sosyalizmi çok daha mükemmel hale getirebilirdik. Bununla birlikte kurduğumuz eksik sosyalizm tüm hatalı yanlarıyla bile kapitalizmle karşılaştırılamayacak kadar iyi ve insanidir.

SONUÇ OLARAK, komünist hareketin birliği ne şekilde olursa olsun desteklenmezse emperyalizme karşı mücadeleden hiçbir beklentimiz olamaz. Böyle bir birlik geniş bir anti-emperyalist hareketin savunucusu ve öncüsü olacaktır.

kaynak: “Kapitalizmde Güncel Yönelimler…” Semineri, 18-20 Ekim 2005, Atina, Information Bulletin 2/2005 (
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.])
çeviri: Stalin Arşivi çeviri birimi

____________________________
Ya Onurlu Bir Barış Yada Görkemli Bir Direniş !
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://forumydy.yetkinforum.com
 
Bulgaristanda Kapitalizme Yeniden Gecis
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Yolumuz Devrim Yolu :: Devrim Ve Sosyalizm :: Dünya Devrim Tarihi-
Buraya geçin: