Yolumuz Devrim Yolu
Forumumuzdan daha iyi faydalanmak için ve bizlere destek olmak için lütfen üye olunuz..



 
AnasayfaPortalSSSKayıt OlGiriş yapZiyaretçi Defteri

Paylaş | 
 

 Yaklasan Felaket ve Kurtulma Careleri.. Lenin

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
FiraT_58
Admin
Admin
avatar

Erkek Mesaj Sayısı : 372
Yaş : 25
Nerden : İZMİR
Kayıt tarihi : 06/12/08


Başarı Puanı Başarı Puanı:
100/47  (100/47)

MesajKonu: Yaklasan Felaket ve Kurtulma Careleri.. Lenin   Salı Mart 17, 2009 10:23 pm

YAKLAŞAN FELAKET VE KURTULMA ÇARELERİ

AÇLIK YAKLAŞIYOR



Rusya kaçınılmaz bir yıkımın tehdidi altında. Demiryolu nakliyatı akıl almaz ölçüde bozuldu ve bu durum gittikçe daha da kötüleşiyor. Demiryolları yakında işlemez hale gelecek; fabrikalar için gerekli kömür ve hammadde gelişi duracak. Tahılı da aynı gelecek bekliyor. Kapitalistler bilerek, aralıksız olarak üretimi baltalıyor (ziyan ediyor, durduruyor, engelliyor, yavaşlatıyor) ve bu örneği görülmemiş krizin cumhuriyetin, demokrasinin, Sovyetlerin ve genel olarak işçi ve köylü birliklerinin çöküşünü hazırlayacağını, monarşiye dönüşü, burjuvazinin ve büyük toprak sahiplerinin sınır tanımayan yönetiminin yeniden kurulmasını sağlayacağını umuyorlar.

İşitilmemiş büyüklükteki bu yıkım ve açlık, bizleri önüne geçilemez biçimde tehdit ediyor. Bunu bütün gazeteler yazdılar ve bin kere tekrar ettiler, inanılmaz sayıda karar, çeşitli partiler, işçi, asker ve köylü temsilcileri Sovyetleri tarafından kabul edildi. Bu kararların hepsi yıkımın kaçınılmaz ve pek yakın olduğunu, ona karşı bütün olanaklarla karşı koymak gerektiğini ve halkın, felâketi önlemek için yiğitçe gayret göstermesi gerektiğini kabul ediyorlar.

Bunu herkes söylüyor, kabul ediyor ve doğruluyor.

Ve hiçbir şey yapılmıyor.

Devrimin altı ayı geçti. Yıkım daha da yaklaştı. Yoğun bir işsizlik üzerimize çöküyor. Düşününüz ki, ülke, buğday ve hammadde yeterliliğine rağmen mal kıtlığı çekiyor; yiyecek maddesi ve iş gücü yokluğundan sönüyor. Ve yine ülkede böyle kritik bir anda işsizlik de yoğunlaşıyor! Demokratik bir cumhuriyet olmamıza; “demokratik devrimci” olarak övünen örgüt, kuruluş ve derneklerin her tarafta çoğalmasına rağmen devrimin (hiç kimse onu büyük devrim olarak adlandırmıyor ama şimdilik ona kokuşmuş devrim demek belki daha doğru olur) altı ayında yıkıma ve açlığa karşı hiç ama hiç ciddi bir şeyin yapılmadığını göstermek için başka kanıta gerek var mı? Gittikçe daha hızlı biçimde iflasa doğru koşuyoruz; çünkü savaş hiç beklemiyor ve onun ulusal hayatın her dalında yarattığı düzensizlik gittikçe ağırlaşıyor.

Oysa yıkımı ve açlığı önlemenin yollarını görmek, alınacak tedbirlerin son derece açık, basit, gerçekleştirilebilir ve halkın gücü ölçüsünde olduğunu saptamak, eğer bu tedbirler alınmıyorsa bunun sadece ve sadece bir avuç kapitalist ve büyük toprak sahibinin çıkarına dokunacağından alınmadığını görmek için biraz dikkat ve düşünce yeterlidir.
Bu kesindir. Şurası açıklıkla söylenebilir ki yıkım ve açlığı önleyecek temel tedbirlerin gerekliliğini açık seçik biçimde tanımayan bir tek söylev, eğilimi ne olursa olsun bir tek gazete yazısı, bir tek kurul kararı veya herhangi bir kuruluş bulamazsınız. Bu tedbir, kontrol, gözetme, sayım ve düzenleştirmenin devlet eliyle yapılması; işgücünün üretim ve mal dağıtımında akıllıca paylaştırılması ve bütün bu güçlerin kullanımında her türlü ziyanın ortadan kaldırılmasıdır. Kontrol, gözetme ve sayım, yıkım ve açlığa karşı kavgada ilk adımdır. Bunu kimse inkâr etmiyor; aksine herkes bu konuda fikir birliği içinde. Ama büyük toprak sahipleri ve kapitalistlerin sınır tanımayan gücünü rahatsız etmemek, onların (hemen hepsi bugün doğrudan veya dolaylı olarak savaş için çalışıyor.) Hayat pahalılığı ve savaş malzemelerinden sağladıkları herkesçe bilinen, herkesin gerçek olduğunu görebileceği ve hakkında herkesin (oh!), (ah!) gibi, hayret sesleri çıkarttığı ölçüsüz, duyulmamış ve utanç verici kazançlarına dokunmamak için söylenenlerden hiçbiri yapılmıyor.

Ve devlet ciddi sayılabilecek bir kontrol, gözetme ve sayımı gerçekleştirmek için hiçbir girişimde bulunmuyor.

HÜKÜMETİN MUTLAK ETKİSİZLİĞİ

Her tarafta her türlü kontrol, gözetme ve sayıma ve devletin bu yoldaki çabalarına karşı ardı arası kesilmeyen, sistemli baltalama hareketleri sürdürülüyor. Bu hareketin nereden geldiğini ve hangi olanaklarla gerçekleştirildiğini anlamamak için inanılmayacak ölçüde çocuksu —veya anlamamazlıktan gelmek için aşırı ölçüde iki yüzlü— olmak gerekir. Çünkü bankacılar ve kapitalistlerce uygulanan bu baltalama ve yine onlarca yürütülen her türlü kontrolü, gözetmeyi ve sayımı torpilleme hareketi demokratik cumhuriyet devlet biçimine ve “demokratik devrimci” kuruluşların varlığına kendini uyduruyor. Kapitalist baylar bilimsel sosyalizm yanlısı herkesin kabul ettiği ama menşeviklerle , sosyalist-devrimcilerin çiftliği(!) olan bakanlık ve müsteşarlıkların dostlarınca ele geçirilmesinden sonra unutmaya çalıştıkları bir gerçeği şaşılacak biçimde özümlediler: Kapitalist sömürü cumhuriyetçi demokratik hükümet biçiminin monarşinin yerini almasından hiçbir şekilde etkilenmedi, tersine kavga biçimini çok kutsal kapitalist kazancın dokunulmazlığı yararına değişikliğe uğratmak, onu otokratik monarşide olduğu gibi demokratik cumhuriyette de aynı başarıyla korumak için yeterli oldu.

Baltalamanın en son modern şekli: Her türlü kontrol, sayım ve gözetmenin demokratik cumhuriyetçi biçimde çelmelenmesi şu şekilde oluyor. Kapitalistler, bütün menşevik ve sosyalist-devrimciler gibi, sözde “şiddetle” kontrol “ilkesini” ve gerekliliğini kabul ediyor, ama onun “kademeli”, sistemli, devletçe düzenlenmiş uygulanması üzerinde ısrar ediyorlar. Oysa bu güzel sözler uygulamada komediye, hayale ve hiçe indirilen kontrolün torpillenmesini gizliyor; bütün ciddi ve pratik tedbirler durmadan erteleniyor; tamamen kapitalistlere bağlı, hiçbir şey yapmayan, aslında hiçbir şey yapacak durumda olmayan son derece karmaşık, ağır, bürokratik ve etkisiz kontrol mekanizmaları yaratılıyor.

Boş iddialar ileri sürmüş olmamak için menşevik ve sosyalist devrimcilerin, yani devrimin ilk üç ayı içinde Sovyetlerde çoğunlukta olan, “koalisyon hükümetine” katılan ve sonuç olarak kapitalistlere karşı hoş görülülükten ve onların her türlü kontrol hareketlerini baltalamasında Rus işçi köylüsü önünde siyasal sorumluluğu olan kişilerin tanıklığına başvuracağız.

‘’Devrimci” demokrasinin “yetkili” en yüksek resmi organı (gülmeyiniz) Izvestia (Rusya İşçi, Asker ve Köylü temsilcileri Sovyetleri Kongresinin Merkez Yürütme Kurulu organı) 7 Eylül 1917 tarihli 164 numaralı sayısında menşevik ve sosyalist devrimciler tarafından kontrol amacıyla kurulan ve tamamen onların elinde olan özel bir kuruluşun kararını yayınladı. Bu kuruluş merkez yürütme kurulunun “ekonomik bölümü” dür. Alınan karar resmi olarak, “hükümete bağlı, ekonomik hayatı düzenlemekle görevli merkezi kuruluşların mutlak etkisizliğini” kazanılmış bir savaş gibi kabul ediyor.

Gerçekte menşevikler ve sosyalist devrimcilerin eliyle imzalanmış kendi politikalarının çöküşünü belgeleyen başka bir delile gerek var mı?

Çarlık yönetiminde bile ekonomik hayatı düzenlemek ve denetim altına almak gerekliliği duyulmuş ve bu amaçla bir çok kurum oluşturulmuştu. Ama çarlık yönetiminde düzensizlik durmadan artmış, inanılmaz ölçülere ulaşmıştı. O zamanlar cumhuriyetçi, devrimci hükümetin görevinin ekonomik çöküntüyü önlemek için ciddi ve enerjik tedbirler almak olduğu hemen kabul edilmişti. Menşevik ve sosyalist devrimcilerin katıldığı “koalisyon” hükümeti kurulduğu vakit, hükümet, halka yaptığı 6 Mayıs tarihli gösterişli açıklamayla ekonomik hayatın kontrol ve düzenlenmesinin devlet eliyle yapılacağı sözünü vermişti. Tsereteli’ler, Çernov’lar, öteki menşevik ve sosyalist devrimci yöneticiler gibi, hükümete kefil olmakla kalmayıp onun elindeki “devrimci demokrasi kuruluşlarının” hükümet çalışmalarını kontrol ettiğine büyük tanrıları adına yemin ediyorlardı.

6 Mayıstan bu yana dört ay geçti; dört uzun ay boyunca Rusya binlerce askerini akıl almaz bir emperyalist “saldırı” uğruna kurban etti; dört ay boyunca, yaz mevsiminin nehir nakliyatı, tarım, ve maden aramasında sağladığı kolaylıktan yararlanmayı mümkün kılmasına rağmen ekonomik yıkım ve felâket dev adımlarla yaklaştı; dört ayın sonunda menşevikler ve sosyalist devrimciler hükümete bağlı kontrol kuruluşlarının “mutlak etkisizliğini” resmen tanımak zorunda kaldılar.

Ve bu menşevik ve sosyalist devrimciler şimdi ciddi bir devlet adamı havasıyla (bu satırları tam 12 Eylül demokratik konferansının arifesinde yazıyoruz) kadetler koalisyonunun endüstri ve ticaret kodamanlarının, Kıt Kityiç’lerin Riabouchinski, Boublikov, Terechichenko ve ortaklarının katılacağı bir koalisyonla durumu düzeltebileceklerini sanıyorlar!
Menşevik ve sosyalist devrimcilerin bu şaşkınlık yaratan körlüklerini nasıl açıklamalı? Onları aşırı yürek temizliği ve akılsızlıkları yüzünden yanılan, ne yaptığını bilmeyen politika acemileri olarak kabul etmek mi gerekir? Hiçbir işi olmayan bakanlar, müsteşarlar, valiler, komiserler bolluğu değişik bir “politik” körlük yaratma özelliğine mi sahip olacak?

KONTROL TEDBİRLERİ HERKESÇE BİLİNİR VE GERÇEKLEŞTİRİLMESİ KOLAYDIR

Kontrol araç ve tedbirleri son derece karmaşık, güç, hâlâ denenmemiş, hatta bilinmeyen şeyler değil midir? sorusu sorulabilir. Savsaklamalar kadet partisinin, endüstri ve ticaret sınıfının, menşevik ve sosyalist devrimci partinin devlet adamlarının altı aydır boşuna alın teri dökerek, kontrol için yeni tedbir ve olanaklar üzerine araştırma, inceleme yapmalarıyla açıklanmıyor mu? Sorun inanılmayacak kadar güç olarak ortaya çıkıyor ve hâlâ çözülmemiş duruyor.

Yazık! Olanlar, eğitilmemiş, bilgisiz, kafası körleştirilmiş mujik’e ve her şeye inanan, hiçbir şeyi derinliğine araştırmayan dar kafalı burjuvaya bu biçimde sunulmaya çalışılıyor. Ama gerçekte çarlık yönetimi bile, hatta “eski rejim” dahi, savaş endüstri komitelerini kurduğu vakit kontrolü sağlama biçiminin asıl yol ve gerçek tedbirinin toplumun meslek, çalışma kolu ve iş dalına göre yönetime katılması olduğunu biliyordu. Ama çarlık yönetimi toplumun katılımından korkuyordu; onun için bu yöntemin kullanılmasını her türlü yolla sınırlıyor, yapma engellerle baltalıyor ve herkesçe bilinen, son derece basit ve en iyi biçimde uygulanabilir kontrol yollarını köstekliyordu.

Savaşın büyük yıkımı ve ağır yükü altında ezilen, açlık ve ekonomik güçlüklerden az veya çok biçimde etkilenen bütün savaşçı devletler, hemen her zaman toplumun katılımını teşvik eden, devlet tarafından gözetilen bir seri kontrol tedbirlerini uzun zamandır düzenleyip, sınırlayıp, uygulayıp, denediler. Bu kontrol tedbirleri herkesçe biliniyor; bu konuda çok konuşulmuş ve yazılmış ileri savaşçı ülkeler tarafından yayınlanan kontrolla ilgili kanunlar Rusçaya çevrilmiş, Rus basınında ayrıntılı olarak anlatılmıştır.

Eğer hükümetimiz kontrolü gerçekten ciddi ve pratik biçimde uygulamak isteseydi; eğer kurumları, kapitalistlere karşı kölelikle “mutlak etkisizliğe” mahkum etmeseydi, devletin bilinen ve uygulanan kontrol tedbirlerini uygulamaktan başka işi kalmazdı. Bu uygulamaya tek engel kadetler, sosyalist devrimciler ve menşeviklerin halkın gözünden sakladıkları, kontrolün kapitalistlerin şaşkınlık verici kârlarını ortaya çıkaracağı ve onların çıkarlarını bozacağı gerçeğiydi.

Bu temel sorunu (aslında Rusya’yı savaş ve açlıktan kurtarmak isteyen gerçekten devrimci bütün hükümetlerin bu program sorununu) daha iyi anlatabilmek için temel kontrol tedbirlerini sıralayacak ve hepsini teker teker inceleyeceğiz.

Göreceğiz ki demokratik devrimciliği, yalnız aldatıcı kararname ve emirlerde kalmayan bir hükümetin Rusya’da, kuruluşunun ilk haftasından itibaren kontrolden hileyle kaçmaya çalışan kapitalistlere karşı temel kontrol tedbirlerini alması bunları ciddiyetle uygulaması, toplumu kapitalistleri denetlemeye davet etmesi ve kapitalistlerin kontrol kararlarına harfi harfine uymasına dikkat etmesi gerekli ve yeterliydi.
Bu temel tedbirler şunlardır:
1. Bütün bankaların, işlemleri devlet tarafından kontrol edilecek tek bir banka halinde birleşmesi veya bankaların Ulusallaştırılması,
2. Kapitalist sendikaların, yani en önemli tekelci kapitalist grupların (şeker, petrol, kömür, maden v.s. sendikalarının) Ulusallaştırılması,
3. Ticari gizliliğin kaldırılması,
4. Zorla kartelleştirme; yani bütün sanayici, tüccar ve genel olarak patronların kartel veya sendika şeklinde bir araya gelme zorunluluğu,
5. Toplumun tüketici ortaklıklar şeklinde örgütlenmesini zorunlu kılmak veya teşvik etmek ve bunları kontrol altında tutmak.
Şimdi de bu tedbirlerin her birinin demokratik ve devrimci bir anlayışla uygulanmasının alabileceği önemi görelim.

____________________________
Ya Onurlu Bir Barış Yada Görkemli Bir Direniş !
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://forumydy.yetkinforum.com
 
Yaklasan Felaket ve Kurtulma Careleri.. Lenin
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Yolumuz Devrim Yolu :: Devrim Ve Sosyalizm :: Dünya Devrim Tarihi-
Buraya geçin: